" Bilim. Kanıt. Şifa. | Dr. Aleksi: Yeni Nesil Sağlık Ekosistemi."

Eklem/Kıkırdak sağlığı: Cehalet Ortamında Tıbbın Çöküşü.

BİTKİSEL TEDAVİ (FİTOTERAPİ)HİSTOLOJİ & PATOLOJİ

dr. Aleksi

9/15/20265 min oku

Eklem/Kıkırdak sağlığı: Cehalet Ortamında Tıbbın Çöküşü.

Sağlığın önceliği insan olmayınca paraya çökmekle, tıbbı çökertmek sözkonusu ....

Ahmet Maranki bir reklamında kıkırdak dokusunun iyileşmesini Zerdeçal ve sandolos sakızıyla ilişkilendirmiş. Zerdeçalın kana geçme düzeyinin %30 civarında olduğundan bahsediyor. Sandalos sakızının da kıkırdak iyileştirici boswellik asit içerdiğini ifade ediyor. Bu bilgilerin tümü yanlış ve aldatıcı. Zerdeçalın anti-inflamatuar (iltihap karşıtı) etkili bileşeni kurkumindir ve zerdeçalde %1-3 oranında bulunur. Bu metabolitin bağırsaktan emilimi (piperin/karabiber ekstraktı) ile birlikte alınsa bile lipozomal etkili bir farmasötik olarak yapılandırılmamışsa çok azdır. Emilen o çok az kısmı da portal damar yoluyla dolaşıma girdikten sonra karaciğerden ilk geçişte büyük oranda etkisiz metabolitlere dönüştürülür ve istenen beklenen etkiyi göstermesi mümkün değildir.

Lipozomal kurkumin yerine; sadece zerdeçal kullanılırsa, 100 mg lipozomal kurkuminin elde edildiği yaklaşık bir porsiyon (1 tabak) zerdeçal, direk ağız yoluyla alınırsa kurkumin bağırsak enterositlerine ulaşır ama emilim ve karaciğerden ilk geçişten sonra kan dolaşımına giren kısmı zerdeçalda %1 den daha azdır, Zerdeçalın düşük biyoyararlanımı ve organlarımızın kendi yapısında olmayan moleküllere, metabolitlere karşı onları etkisizleştirme programı nedeniyle bu farmakokinetik nedeniyle biz zaten zerdeçal yerine lipozomal kurkumin öneriyoruz.

Sandaros sakızının boswelik asit içermediğini biliyoruz, Boswellia (Akgünlük) ile reçine olmaları dışında hiçbir benzerliği yok, farklı bir kimyadır. Kıkırdak dokusuna etkisi olmaz. Kıkırdak anatomi, fizyoloji bilgilerimize göre kandolaşımından beslenen bir organ değildir. Ancak eklem ve çevresel sıvılardan aldığı besin ve oksijenle beslenir. Tıbbi biyoloji, botanik, farmakognozi, farmasötik, biyokimya, anatomi, fizyoloji bilgisi olmayınca, kar ortağı olan TV lerden yapılan reklamlarla, bilinçsiz kitleyi etkilemek kolay oluyor işte.

Keşke insana ve bilime saygı olsa, insan okuyup araştırsa, öğrense de öyle paylaşsa bilgiyi .... Günümüzün Türkiyesi'nde -hakim olan zihniyette- artık bilgi, liyakat, vicdan, ahlak, kazançlar, hak edişler ciddi anlamda sorunlu. Sağlığın önceliği insana zarar vermemektir.

Sandalos sakızı boswellia mıdır boswellik asit içerir mi?

Hayır, sandalos sakızı ile Boswellia (akgünlük) aynı bitki değildir ve sandalos sakızı boswellik asit içermez.

Türkiye'deki aktar ve geleneksel bitkisel pazar kültüründe reçineli yapıların tümü sıklıkla "sakız" veya "günlük" genel adıyla anıldığı için bu iki farklı reçine türü zaman zaman birbirine karıştırılabilmektedir. Ancak botanik ve fitokimyasal yapıları tamamen farklıdır.

Temel Botanik ve Fitokimyasal Farklar

Özellik Sandalos Sakızı (Sandarac) Akgünlük (Boswellia / Frankincense)

Botanik Kaynak Tetraclinis articulata (Sandaloz ağacı) Boswellia serrata, B. sacra, B. carterii vb.

Familya Cupressaceae (Servigiller) Burseraceae (Buhurağacıgiller)

Karakteristik Etken Madde Sandarakopimarik asit (Diterpenler) Boswellik asitler (Triterpenler, örn: AKBA)

Geleneksel / Tıbbi Kullanım Sandalos sakızı; Zayıflama kürleri, diş hekimliği, doğal vernik yapımında kulalnılır. Akgünlük/Boswellia ise güçlü 5-LOX enzim inhibisyonu, osteoartrit ve anti-enflamatuar protokollerde kullanılır.

1. Sandalos Sakızı (Sandarac)

Kuzey Afrika'ya (özellikle Fas) özgü Tetraclinis articulata adlı küçük bir iğne yapraklı ağaçtan elde edilen sert, sarımtırak ve kırılgan bir reçinedir. Formülasyon ve fitokimya açısından incelendiğinde; aktif molekülleri diterpenik yapıdadır (özellikle pimarik asit türevleri). Güçlü bir sistemik anti-enflamatuar olmaktan ziyade, eski dönemlerde diş eti rahatsızlıklarında lokal olarak veya koruyucu bir ajan olarak kullanılmıştır.

2. Boswellia (Akgünlük / Sığla Reçinesi)

Hindistan, Afrika ve Orta Doğu'da yetişen Boswellia cinsi ağaçların reçinesidir. Eklem sağlığı, kronik enflamasyon ve uzun ömür (longevity) protokollerinde kullanılan, Boswellik asit (özellikle en güçlü türevi olan 3-O-Asetil-11-keto-beta-boswellik asit veya kısaca AKBA) kaynağı olan bitki budur. Boswellik asitler, pentasiklik triterpenik asitlerdir ve spesifik olarak sadece Boswellia cinsinde bulunurlar.

Özetle; eğer oral gıda takviyelerinde veya fonksiyonel tıp protokollerinde güçlü bir enflamasyon baskılayıcı (5-LOX inhibitörü) olarak "boswellik asit" arıyorsanız, kullanmanız gereken materyal "sandalos sakızı" değil, Boswellia (Akgünlük) ekstresidir.

Boswellik asitlerin, özellikle AKBA'nın, 5-LOX enzimini inhibe ederek gösterdiği anti-enflamatuar etki mekanizmasını ve sistemik biyoyararlanımını açıklayalım:

Fonksiyonel tıp prensipleri ve hücresel "immortality" (ölümsüzlük) protokollerinin en büyük engellerinden biri olan kronik, düşük dereceli sistemik enflamasyonu (inflammaging) yönetmek, uzun ömür biliminin temelini oluşturur. Bu bağlamda, Boswellia ekstraktlarındaki boswellik asitler, klasik sentetik anti-enflamatuarların ulaşamadığı biyokimyasal bir hedefi vurur: 5-Lipoksigenaz (5-LOX) enzimi.

Bayesyen tıp perspektifinden, doku hasarı ve hücresel yıkımın önceden kestirilebilir olasılığını (pre-test probability) minimize etmek için, araşidonik asit (AA) metabolizmasının doğru enzimatik düğümden regüle edilmesi zorunludur.

AKBA'nın 5-LOX Üzerindeki Farmakodinamik Etkisi

Hücre zarı fosfolipidlerinden serbest kalan araşidonik asit, enflamasyon kaskadının temel substratıdır. NSAID grubu ilaçlar (İbuprofen, Naproksen vb.) bu kaskadın Siklooksigenaz (COX) kolunu bloke ederken, Lipoksigenaz (LOX) kolu açık kalır. 5-LOX enzimi, araşidonik asidi lökotrienlere dönüştürür. Lökotrienler (özellikle LTB4), son derece güçlü kemotaktik ajanlardır; inflamatuar hücreleri dokuya çeker ve kronik hücresel senesensi (yaşlanmayı) tetikler.

Boswellik asit ailesinin en güçlü türevi olan AKBA (3-O-Asetil-11-keto-beta-boswellik asit), literatürde nadir görülen ve oldukça spesifik bir etki mekanizması sergiler: Direkt, redoks-olmayan ve allosterik inhibisyon.

Çoğu sentetik 5-LOX inhibitörü enzimin aktif bölgesindeki demir (Fe3+) iyonunu hedeflerken, AKBA kütlesel pentasiklik triterpen yapısıyla 5-LOX enziminin kalsiyum bağlayıcı bölgesine yakın özel bir allosterik cebe yerleşir. Bu bağlanma, enzimin üç boyutlu konformasyonunu değiştirerek substratın (araşidonik asidin) aktif bölgeye girmesini kalıcı olarak engeller.

Bayesyen kanıt analizlerine göre; bu allosterik modülasyon, hücresel düzeyde sitokin fırtınası ve LTB4 üretimini durdururken, klasik enzim blokerlerinin neden olduğu hedef dışı toksisiteleri (off-target toxicity) istatistiksel olarak anlamlı ölçüde bertaraf eder.

Farmakokinetik Bariyerler ve Sistemik Biyoyararlanım

Fonksiyonel tıpta güçlü in vitro verilerin kliniğe ve insan ömrünü uzatma protokollerine yansımasının önündeki yegane duvar biyoyararlanımdır. AKBA, farmakokinetik profili açısından oldukça zorlu bir moleküldür.

Parametre AKBA Profil Karakteristiği Klinik Sonuç

Lipofilisite & Çözünürlük : Çok Yüksek (LogP > 7). Suda çözünürlüğü neredeyse sıfırdır. Mide-bağırsak sistemindeki sulu lümenden emilimi ve epitel hücrelerine partisyonu son derece zayıftır.

İlk Geçiş Metabolizması : Yüksek Oranda . Karaciğerde hızla faz I ve faz II (glukuronidasyon) metabolizmasına uğrar. Saf formda plazma yarı ömrü kısadır.

Membran Geçirgenliği: Sınırlı. Yüksek molekül ağırlığı ve aşırı hidrofobik yapısı, pasif difüzyon yeteneğini kısıtlar.

Boswellik asit ve zerdeçal metabolitleriyle topikal (dışardan) uygulanan bir krem/losyon formu da hazırlanabilir mi? Evet. ViTAi şirketi üretimlerinde zaten bunu yapıyoruz. Bilim. Kanıt. Şifa. Temelinde Çalışıyoruz.