" Bilim. Kanıt. Şifa. | Dr. Aleksi: Yeni Nesil Sağlık Ekosistemi."

Gülün Ahı Bülbülde Kalmaz

KÜLTÜR & FELSEFE

Dr. Aleksi

2/4/20261 min oku

I. Gül, toprakta sırlı bir mühür; kordan ve kandan atılmış, Bülbül, o mührü çözen seste, bin asır can katılmış. Sanma ki sadece öter; o, gırtlağında ölümü besler, Gülün dikeni değil, vakur sükûtu bülbülü nefessiz sesler. Bu öyle bir kadeh ki; şarabı gözyaşı, içen ezelden kanar, Gül açtıkça kâinat susar, bülbül sustukça âlem yanar.

II. Gülün her yaprağı bir ayet; dilsiz, zamansız ve derin, Bülbülün ahı ise kıyameti, o sessizdeki kederin. Kül olmak yetmez bu yolda; közden de geçmek gerek, Gülün hayaliyle yanıp, kaktüsün bağrında can vermek gerek. Vuslat bir seraptır burada, ayrılık ise sonsuzun adı, Aşk; bülbülün gül dalında, kendi ismini unutma feryadı.

III. Zamanın rahminde bir urdur hasret, ne biter ne de azalır, Gül solar, bülbül susar; geriye sadece o kadim 'An' kalır. Yedi vadiyi aşıp gelen, kendi gölgesinde boğulur, Anka, gülün renginde yanar da, bülbülün sesinde doğulur. Ey Aleksi! Bu bahçede akıl bir yüktür, divanelik şifadır, Gülün vurduğu her yara, bülbül için en yüce vefadır.